POLEN AĞAÇLARI VE KUL HAKKI

“Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizdeki fidanı dikin.” Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) böyle buyuruyor.

Eğitim Yayın: 18 Nisan 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 18.04.2026 13:03:00
Editör -
Okuma Süresi: 3 dk.
Takip EtGoogle News

Bizler, bu ulvî çağrının muhatabı olan esaslı bir ümmetiz. Yeşile, ağaca ve tabiata kıymet vermek, sevmek; bizim inancımızın, medeniyetimizin ve insanlık anlayışımızın yegane bir parçasıdır. Bu noktada hiçbir tereddüt yoktur ki olamazda. Ağaçlar bizler için sadece bir bitki değil; hayatın, bereketin ve rahmetin sembolüdür.

Ancak her doğru, yanlış uygulandığında bir probleme, toplumsal bir vakaya dönüşebilir.

Bugün birçok şehirde özellikle kavak gibi yoğun polen yayan ağaçlar, faydadan ziyade zarar verir hâle gelmiştir. Bahar aylarında kısa bir süre gibi görünse de yaklaşık 15-20 gün boyunca insanlar adeta nefes alamaz duruma düşmektedir. Polenler; alerjilere, nefes darlığına ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açmakta, özellikle çocukları, yaşlıları ve kronik hastaları ciddi şekilde etkilemektedir.

Öyle ki insanlar evlerinin camını açamaz hâle gelmekte, balkonlarını kullanamamakta, dışarıda rahatça oturamamaktadır. Parklar boş kalmakta, çocuklar top oynayamamakta, yaşlılar temiz hava almak yerine evlere mahkûm olmaktadır. Sokakta oturup sohbet etmek bile neredeyse imkânsız hâle gelmektedir.

Bu durum sadece bir rahatsızlık değil; aynı zamanda toplumsal bir hak meselesidir. İnsanların temiz hava alma hakkını ellerinden almak, onları yaşam alanlarında kısıtlamak açık bir şekilde kul hakkına girer.

Burada mesele ağaca karşı olmak değildir. Tam aksine, doğru ağacı doğru yerde yetiştirmektir. Zarar veren bir unsurun devam etmesine göz yummak, faydayı savunmak değil; zararı büyütmektir.

Bu nedenle polen yayan ağaçların, özellikle yoğun yerleşim alanlarında, kontrollü bir şekilde kaldırılması artık bir zaruret hâline gelmiştir. Bu bir doğa düşmanlığı değil; bilakis insanı ve yaşam kalitesini koruma çabasıdır. Toplumsal vakalara düşen polen ağaçları yerine; başta vişne olmak üzere bir çok meyve ağacı tercih edilebilir. 

Valilikler, belediyeler ve ilgili kurumlar başta olmak üzere; bireylerden toplumun tüm kesimlerine kadar herkesin bu konuda sorumluluk alması gerekir. Yetkisi olanların sessiz kalması, bu sorunun büyümesine sebep olmaktadır.

Unutulmamalıdır ki şehirleri yaşanabilir kılmak, hepimizin ortak görevidir. Yeşili korurken insanı ihmal edemeyiz. Çünkü gerçek medeniyet; insanla doğa arasında denge kurabilmektir. Mizana aşık olan, her muhataba adil davranandır. 

Bugün yapılması gereken, bu dengeyi yeniden tesis etmektir. Daha sağlıklı, daha yaşanabilir şehirler için bu meseleye kalıcı çözümler üretmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Hülasa diyoruz ki; kul hakkına girmeden, yeşil bir dünya inşa et. 

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.