Göçten Dayanışmaya Uzanan Bir Başarı Hikâyesi

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden batıya doğru gerçekleşen büyük göç dalgası, 1950’li yıllardan itibaren hız kazanmıştır. Bu hareketliliğin temelinde yatan ana unsur, ekonomik gerekçelerdir.

Gündem Yayın: 13 Nisan 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 13.04.2026 13:56:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Takip EtGoogle News

Sanayileşmenin odağı olan şehirlerdeki iş fırsatları bu süreci körüklemiş; göç eden kitleler başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi sanayi merkezlerine yerleşmiştir.

Türkiye’deki bu iç göç hikâyesi, pek çok şehrin sosyal ve ekonomik dokusunu yeniden şekillendirmiştir. Ülkemizin kadim illerinden Eskişehir gibi sanayi, eğitim ve yaşam kalitesi yüksek şehirlere yaşanan göçler de bu sürecin en önemli örneklerinden biridir. Ekonomik imkân arayışı, istihdam eksikliği, eğitim fırsatları ve daha iyi yaşam şartları nedeniyle gerçekleşen bu göç, özellikle Ağrılılar özelinde zamanla güçlü bir entegrasyon ve dayanışma öyküsüne dönüşmüştür.

Bugün Eskişehir’de binlerce Ağrılı yaşamaktadır. Göçle gelen bu insanların en önemli özelliği karşılıklı olarak şehre katma değer sağlamalarıdır. Ağrılılar girişimci ruhlarıyla şehrin sanayi, ticaret, inşaat ve hizmet sektörlerinde önemli iş adamları olarak yer almış; istihdam yaratmış ve yerel ekonomiye dinamizm katmıştır. Ağrılı girişimcilerle Eskişehirli iş insanları arasında gelişen iş birlikleri, karşılıklı güven ve ortak kalkınma üzerine kurulmuştur. Eskişehirliler bu göç dalgasını kapılarını ardına kadar açarak karşılamış; Ağrılıları şehrin renkli mozaiğinde kucaklamış ve onlarla birlikte şehrin gelişimine katkı sunmuşlardır.

Bu güzel entegrasyon hikâyesinin somut yansımalarından biri, Eskişehir Ağrılılar Derneği’nin her yıl düzenlediği 4 Nisan Dünya Ağrılılar Günü buluşmalarıdır. Bu yıl da Dernek Başkanı Cemil Nazlı ve yönetim kurulu öncülüğünde Anemon Otel’de gerçekleştirilen program, yaklaşık 1.500 kişinin katılımıyla Eskişehir ve çevre illerden gelen Ağrılıları bir araya getirdi. 

Dünya Ağrılılar Günü’nün  en çarpıcı özelliği, farklı siyasi renklerden isimlerin AYNI MASA’da buluşmalarıydı. Eski Başbakan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman, AK Parti eski Ağrı Milletvekili Cemal Kaya, CHP Eskişehir Milletvekilleri İbrahim Arslan, Utku Çakırözer ve Jale Nur Süllü, DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi geceye katılan isimler arasındaydı.

Gecenin en önemli özelliği, sadece bir kutlama yapmanın ötesine geçerek Türkiye’ye örnek teşkil edecek bir dayanışma, birlik ve beraberlik modeli sunmasıydı.

Eskişehir Ağrılılar Derneği’nin bu anlamlı organizasyonu, göçün yarattığı mesafeleri kapatan, kültürel mirası yaşatan ve ekonomik iş birliklerini geliştiren bir başarı hikâyesidir. Ağrılıların şehre kattığı değer ile Eskişehirlilerin misafirperverlikleri, bölgesel farkları aşan bir model oluşturmuştur. Eskişehir’deki Ağrılı deneyimi; göçün zorluklarını aşan, entegrasyonu başarıyla gerçekleştiren ve farklı renkleri aynı bayrak altında buluşturan güzel bir örnektir.

Bu modelin en somut örneklerinden biri de Eskişehir Ağrılılar Derneği Başkanı Cemil Nazlı’dır. 13 yaşında bir inşaat işçisi olarak iş hayatına atılan Nazlı, bugün yüzlerce kişiye istihdam sağlayan başarılı bir iş insanı olarak hem geldiği toprakları unutmamış hem de Eskişehir’e önemli katma değer sağlamıştır.

Gecenin sonunda, salondaki kalabalığa ve kürsüdeki birleştirici dile baktığımda; bir kentin sadece binalardan değil, içinde biriktirdiği insan hikâyelerinden ibaret olduğunu bir kez daha derinden hissettim. Doğu’nun kadim kültürüyle yoğrulmuş Ağrılı hemşerilerimizin, Eskişehir’in modern ve dinamik yapısıyla kurduğu bu organik bağ, aslında özlediğimiz Türkiye tablosunun ta kendisidir. Eskişehir’in sunduğu bu kapsayıcılık ve Ağrılıların şehre kattığı 'biz' duygusu, göçün sadece yer değiştirmek değil, aynı gök kubbe altında yeni bir gelecek inşa etmek olduğunu kanıtlıyor. Farklı siyasi renklerin aynı masada, aynı samimiyetle buluşabilmesi ise bu dayanışma modelinin sadece bugüne değil, yarının toplumsal huzuruna tutulmuş en güçlü model olduğunu göstermektedir

Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.