Özgürlüğün Haddi ve Hududu Olmalı

İnsan kalabilmek, insanlığın temel dinamiklerini koruyabilmek ve toplumsal dengeyi muhafaza edebilmek için özgürlüğün de bir haddi ve hududu olması elzemdir.

Gündem Yayın: 04 Mayıs 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 04.05.2026 23:00:00
Editör -
Okuma Süresi: 3 dk.
Takip EtGoogle News

Çünkü bu dünya sadece bizim değildir; dolayısıyla özgürlük de yalnızca bize ait sınırsız bir alan değildir. Bunu hem aklımızla hem de kalbimizle idrak etmemiz gerekir.

 

“Özgürlük, zorunluluğun bilincidir.” diyen Wilhelm Friedrich Hegel, aslında bize önemli bir hakikati hatırlatır: Sınırlar ve ölçüler, insanlığın adeta sırat köprüsüdür. Bu bilinçle hareket etmek hepimiz için daha sağlıklı bir toplumsal hayatın kapısını aralayacaktır. Kendimiz için istediğimiz şeylerin, özünde herkes için de geçerli olduğunu anlatmak zorundayız.

 

“Kişi, eğilimlerine göre değil, ahlak yasasına göre hareket edebiliyorsa özgürdür.” diyor İmmanuel Kant. Hayat müşterektir; bizi kuşatan tüm alanlar ortak kullanımımızdadır. Bu yönüyle hepimiz birer paydaşıyız. Öyleyse bu müşterek hayatın şartlarına saygı duymak ve o doğrultuda hareket etmek zorundayız.

 

Yürüdüğümüz caddeler, kaldırımlar; gittiğimiz kafeler, lokantalar, kütüphaneler, okullar ve üniversiteler… Bunların tamamı ortak alanlardır. Bu alanlarda birbirimizin hukukunu korumak, en temel sorumluluğumuzdur. Ortak noktada buluşuyorsak, sınırlı ve seviyeli olmak zorundayız. Özgürlüğün de bir ölçüsü olduğunu açıkça kabul etmeliyiz.

 

Thomas Hobbe’nin ifadesiyle, “Kendi hâline bırakılan insan özgür değil, başıboştur.” Gerçekten de istediğimiz gibi davranabileceğimiz sınırsız bir alan yoktur. Camide bağırarak namaz kılabilir miyiz? Kütüphanede yüksek sesle konuşabilir miyiz? Hastanede slogan atabilir miyiz? Sokakta başkalarını rahatsız edecek şekilde davranabilir miyiz? Elbette hayır. Çünkü bu alanlarda yalnız değiliz.

 

“Özgürlük, birinin incindiği yerde biter.” diyor Cibril Ubeydi. Bu nedenle insanları incitmeden, kırmadan yaşamak asli görevimizdir. Kimse bize katlanmak zorunda değildir. Herkes, kendi hayatını huzur içinde ve saygı sınırları içinde yaşamak ister. Bizim ölçüsüz özgürlük anlayışımız, başkaları için bir eziyete dönüşmemelidir.

 

Unutmamak gerekir ki sabır, çoğu zaman sessiz bir çığlıktır. Mevlana’nın dediği gibi; “Sabır suskunluk değil, işitilmeyen feryattır.” İnsanlar her şeye sonsuza kadar tahammül etmez. Bu yüzden sorumluluklarımızı bilmek ve görevlerimizi en iyi şekilde yerine getirmek zorundayız. Gerçek özgürlük, işini hakkıyla yapabilmektir.

 

Başkalarını suçlamak yerine, önce kendi eksiklerimizi görmemiz gerekir. Büyük işler yapan insanların yanında nerede durduğumuzu fark etmek ve daha iyisini hedeflemek, bizi olgunlaştırır. Saygılı, seviyeli ve ölçülü bir duruş; gerçek özgürlüğün en somut göstergesidir.

 

Sonuç olarak; özgürlük, başıboşluk değil, sorumluluk bilincidir. En doğru, en hakiki özgürlük; hakkı teslim etmek ve sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir. Sevmenin de, konuşmanın da, yaşamanın da bir ölçüsü vardır.

 

Bu dünya sadece bizim değil, hepimizindir. İşte bu yüzden ısrarla söylüyoruz:

Özgürlüğün de bir haddi ve hududu olmalıdır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.