SPOR MU, STUPOR MU?
Her yüzyılda bir dünyanın anatomisi yenileniyor. Yeniden zımni bir zihniyetle, seküler bir hırsla, acımasız bir ruhla dünya düzeni belirleniyor ve pay ediliyor.

Bu operasyon gerek açgözlü münferit bireyler gerekse küresel niyetle hareket eden koca koca kitleler eşliğinde dizayn ediliyor.
Yaşadığımız yüzyılın yüzü maalesef çok çetin ve çetrefillidir. Bu karmaşanın en görünen, içeriği hiç anlaşılmayan ve dünyanın en büyük sektörü haline gelen kısmı spordur, ya da stupordur. Spor demek belki çok iddialı olabilir, en iyi ve açık sözle adını koymaktır, yani futboldur.
Küresel zihniyetin hegemonyasına maruz kalan bu spor dalı, maalesef emperyalizmin en acımasız patronlarına esir düşmüştür. Güç zehirlenmesini yaşayan, ruh sağlığını maddiyatla bozan sözüm ona; “engin, entelektüel kimliklerle kendilerini spor kamuoyuna narin gösteren batının en karanlık kimlikleri maalesef sporu, özellikle futbolu yerle yeksan ettiler.”
Futbol bir spor oyunu olmaktan çıktı demek isterdim, lakin hiçbir zaman olmadı. Olan şey ise gittikçe azgın bir seküler zihniyetin pençelerine maruz bırakılmasıdır. Dünyanın en büyük sektörü haline gelmesidir. Belki de insan kaynağı açısından da en büyük sektörü haline gelmiştir.
FIFA ve UEFA en yakın zamanda organize edilen dünya kupasında reel yüzlerini kontrol edemedikleri için “bazı” acı gerçekler maskelerini düşürdüler. Siyonizmin esaret kelepçelerine bağlı olan küresel hırdavatçılar, kanun tanımaz kimlikleriyle gün yüzüne çıktılar. “Hak, alın teri ve liyakat bu organizasyonda hüküm yedi.”
Algılarla bir tema oluşturuldu. Güç odaklı para baronları, insanların futbol zevklerini kendi seküler aşklarının menfezinde çekiverdiler. Sonra kâğıttan kaplan misali, dünyanın en becerikli futbolcuları organizasyondan diskalifiye edildi ‘hem de yenilgiymiş’ gibi!.. Akabinde siyonizmin şirin maskesini takanları ödüllendirmeye çalıştılar. Bu işin teferruatı bilinse, sanırım kimse bundan ötürü futbol zevkini içinde barındırmaz.
Sporun, özellikle futbolun küresel gerçekliğini anlatmaktan ziyade, bize elzem olan kendi ölçeğimizde olaya bakabilmektir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de futbol kontrolsüz bir şekilde en büyük sektör haline gelmiştir. Bunun acımasız gerçekleri birçoğumuzu spordan soğuttu. Her ne kadar kamuoyuna belli ölçekte ve kontrollü algı, gerçeğe dönüştürme çabası olsada, milletimizin feraseti sayesinde anlaşılır hale geliyor.
Bahis, teknik adam ve futbolcuların fonları gibi çok sayıda mevzular, halkın muhasebesine servis edilse bile, konuşulmayan hakikatlerin daha tesir edici olduğuna inanıyorum. Bu yüzden çoğu zaman örtük diyaloglar merdiven attı ediliyor. Bu çetrefilli organizasyonu gören spor sevenler; seyrettiğimiz şey acaba spor mu, stupor mu? Bizi eğlendiren mi, uyuşturan bir gerçek mi? Bu nasıl bir dünya ki biz içinde hem maddi hem de manevi olarak eriyoruz. Denilmeye başlandı.
Futbolda akılalmaz paralar konuşuluyor. Çoğu insanın yapay zekadan destek alarak hesapladığı paralar, bonservislere gidiyor. Dolar ve eurolar havada uçuşuyor. Korkunç paraların kazanıldığı böyle yapay bir dünyada ne yazıkki amatör liglerde ve diğer organizasyonlarda en asgari ödemeler konuşuluyor. Gençlerin eğlenmesi için oluşturulan bu sahalar maalesef çok sancılı. Yaşanan kaosun psikolojisini dahi bilmeyen çok sayıda gencimizin geleceği maalesef karanlık.
Dünyanın en büyük sektörü haline gelen sporun sağlam bir zemine oturması gerekiyor.
- Bahis şirketleri ve baronları temizlenmelidir.
- Tribünlerin ivedilikle küfür ve karmaşadan kurtulması gerekiyor.
- Ekonomik gerçeklerin, toplumsal gerçekliğin önüne geçmemesi ve dengenin sağlanması şarttır.
- Televizyonlardaki spor kanallarında yorum yapanların kimlikleri, toplum tarafından kabul gören ve medeniyetimizin özüne aykırı olmayacak şekilde olanlardan oluşturulması gerekir.
- Devletin resmi kanalları olmasa bile kıyafet, usul ve üsluba sınır konulmalıdır.
- Maçlara atanan hakemler kaotik ortamlar oluşturmayacak düzeyde ve liyakatli olmalıdır.
- Maç günlerinde herkes zevkle sporun zevkini almaya gitmeli, uyuşmuş bedenlerde, bozulmuş zihniyette temizlenmeli ve seyir zevki keyifli hale getirilmelidir.
İtibarı zedelenmiş sporun ve futbolun artık kendini yenilemesi gerekiyor. Bu sayede herkes hem nefes alır hem de bir denge ortaya çıkar. Aksi halde bu kaotik ortamda kimseye fayda çıkmaz. Onun için bütün spor sevenlerin (yetkililerin) karar vermesi gerekir. Biz bu işe spor mu, yoksa stupor mu diyeceğiz?
Spor evrensel mi? Spor evrenseldir denildi ve oldu. Bu evrenselliğin emperyal ellerden çıkıp, şeffaf ve küresel ölçekte olacak şekilde inşa edilmesinin zamanı gelmiştir. Herkesin yararına olacak şekilde bir sektör haline dönüştürülmelidir.
Bende sporu seven ve uzun süre içinde emek veren biri olarak diyorum ki; spor uyuşturan değil, olgunlaştıran sektör olmalıdır.
Sporun ve futbolun bu gerçeklerini gören hassas insanlar bu işin neresinde, bu sektörün kendi dünyalarına ve kendi gerçeklerine entegre olması için ne yaptılar? Sanırım bu sorunun cevabı birkaç makaleyle ancak anlaşılır.Çarpıcı başlık bulalım







