Bu Şehir Sahipsiz Değil!
Ağrı Merkez’in Kazım Karabekir, Bahçelievler, Hürriyet ve Leylekpınar mahalleleri… Tam iki gün boyunca internet yok.

Bugün internet; keyif aracı değil.
Ekmeğin, ticaretin, eğitimin, sağlığın bir parçası.
POS cihazı çalışmayan esnaf,
Derse bağlanamayan öğrenci,
İşini teslim edemeyen çalışan,
E-Devlet’e giremeyen vatandaş…
İki gün boyunca mağdur edildi.
Peki kriz anında ne oldu?
Bir açıklama yapıldı mı?
Kamuoyu net biçimde bilgilendirildi mi?
Sorumlu bir yetkili çıkıp “Sorun şu, çözüm şu saatte” dedi mi?
Hayır.
Telefonlara ulaşılamadı.
Vatandaş muhatap bulamadı.
Gerekçeler değişti, bahaneler üretildi.
Elektrik denildi.
Kart yandı denildi.
Yeni parça gelecek denildi.
Sonuç?
İki gün boyunca belirsizlik.
Bir teknik arıza olabilir.
Bu kabul edilebilir.
Ama kriz yönetememek kabul edilemez.
Asıl mesele internetin kesilmesi değil.
Asıl mesele; kurumun iletişiminin kesilmiş olmasıdır.
Kamu görevi, makam odasında oturmak değildir.
Kamu görevi; kriz anında sahada olmak, açıklama yapmak, sorumluluk almaktır.
Şimdi açık soruyorum:
Sayın Ağrı Valisi,
Sayın iktidar partisi il başkanı;
Bu şehirde binlerce insan mağdurken,
ulaşılamayan bir müdürlük anlayışı normal midir?
Vatandaş günlerce muhatap bulamazken,
telefonlar cevap vermezken,
kamuoyuna tek bir net açıklama yapılmazken
bu yönetim anlayışı kabul edilebilir mi?
Sizler gece gündüz demeden çalışırken,
kapı kapı dolaşıp hizmet anlatırken,
bir kurumun “ulaşılamaz” hale gelmesi bu şehre yakışıyor mu?
Makamlar konfor alanı değildir.
Makamlar sorumluluk alanıdır.
Kamu kurumu, vatandaşa lütuf sunmaz.
Zaten vermekle yükümlü olduğu hizmeti sağlar.
Ve en önemlisi;
hesap verebilir olur.
Ağrı küçük bir şehir olabilir.
Ama bu şehir sahipsiz değildir.
Kimse bulunduğu koltuğu “ulaşılamazlık zırhı” olarak kullanamaz.
Hiç kimse, vatandaşın sabrını sınayamaz.
Bu mesele bir internet kesintisi değildir.
Bu mesele kamu ciddiyetidir.
Bu mesele yöneticilik anlayışıdır.
Bu mesele sorumluluk duygusudur.
Ağrı halkı hizmet ister.
Bahane değil.
Açıklama ister.
Sessizlik değil.
Sorumluluk ister.
Kaçış değil.
Bu şehir daha iyisini hak ediyor.






